ZALIMLERIN ZULMÜ, HALKLARIN DIRENIŞINE GALIP GELEMEYECEKTIR

Tunuslu bir gencin hak, adalet ve özgürlük arayışının bir bedeli olmak üzere kendini yakması sonrası aniden alevlenen Afrika ve Arap topluluklarının isyan ateşi, Ortadoğu ülkelerini yöneten tüm diktatör rejimleri ve bu rejimlere destek veren küresel güçleri titretmiştir.

Batının Arap Baharı, sokakların ise özgürlük ve adalet arayışı olarak adlandırdığı bu süreç, ülkelerini onlarca yıldır korku ve baskı ile yöneten kişi ve ailelere karşı topyekûn bir halk hareketine dönüşmüştür. Mazlum halkların, hukukuna, iradesine, onuruna ve ekmeğine sahip çıkmak adına topyekûn başlattığı bu hareketlerin sonuncusu yakın komşumuz Suriye’de kendini göstermiştir. Suriye halkı, kendilerini demir yumrukla yöneten baba Esat ve kalıntılarının kendilerini artık korkutmadığını göstermiş ve bu uğurda ölüm dâhil tüm bedelleri ödemeye hazır olduklarını ortaya koymuşlardır.

Sokaklar, hak, adalet ve özgürlük türküleri söylerken, iktidarlarının devamı uğruna hiçbir kural tanımayan Nusayri- Baas diktatörlüğü, eleştiriyi ve muhalefeti en acımasız yöntemlerle bastırmaktadır. Kendi halkını, ancak işgalcilerin düşünebileceği yöntemlerle katleden ve türlü işkence yöntemleriyle bastırmaya çalışan bu diktatörlüğe Dünya halklarının bir sözü olmalıdır. Bütün baskıcı yönetimler baskıları ne kadar şiddetli olursa olsun er- geç adalet ve özgürlük talepleriyle karşılaşmak zorundadır. Mazlum halklar artık adalet ve özgürlüğün dilenerek değil, direnerek alınacağını öğrenmiştir. Bu öğretiden, hem bu zalim diktatörler hem de onları dolaylı ya da dolaysız destekleyen küresel güçler korkmalıdır.

Bu süreci, müstekbir devletler kendi menfaatlerine çevirecek bir takım tezgâhlar içine girerek zemininden kaydırmaya çalışmaktadır. Başta ABD ve İsrail olmak üzere tüm emperyalistler, bu katliamları bahane ederek Suriye’ye saldırma hakkına sahip olduklarını iddia ediyorlar. Bu büyük bir yalandır. Zira Irak’a, Libya’ya ve daha nice ülkelere aynı gerekçelerle saldıran emperyalistlerin, katliamları durdurmak yerine yeni katliamlar yaptıklarına insanlık tanıktır. Onlar kanın kanla yıkanacağına inanan, adalet terazisinden yoksun, özgürlük düşmanı zalimler güruhudur. Onların ne kendi halklarına ne de Ortadoğu ve Afrika coğrafyalarına verebilecekleri bir katkı yoktur.

Türkiye ve Suriye herhangi iki ülke değildir. Tarihi ve coğrafi kardeşliğin yanında, halkların arasında inanç birlikteliği de olan, aslında aynı ağacın dalları iki ülkedir. Bu anlamda ne halk olarak biz, ne de Türkiye Cumhuriyeti hükümeti bu meseleye dünyanın bir başka ülkesi gibi bakma hakkına sahip değildir. O sokakların acısı, ortak acımızdır. Bizim, hem halkına zulmeden Baas iktidarına, hem de o sokaklardan kendilerine zafer devşirmeye çalışan ABD, İsrail ve Batı müttefikine söyleyecek sözümüz olmalıdır.

Mazlumder geçmişte olduğu gibi bu gün de, irade, onur ve ekmeğine sahip çıkmak isteyen özgürlük ve adalet arayışı içinde olan tüm halkların haklı kavgalarının yanında olmuştur. Kimsenin kimseye zulmetmediği, adaletin dilenmeden ve direnmeden elde edildiği bir Dünya arayışımız devam edecektir.

Mazlum halkaların bu arayışına katkı sağlayanları da, katkılanmaya çalışanları da insanlık tarihi kaydetmektedir.

Derviş Argun

Mazlumder Konya Şube Başkanı

FAALİYET BİLGİLERİKategori Adı Basında MazlumderTarih 2011-07-11
Okunma Sayısı : 930
Şube ve Temsilcilerimiz
konya
İnsan Hakları ve Mazlumlar İçin Dayanışma Derneği - MAZLUMDER Konya Şubesi
Adres: Şems-i Tebrizi Mahallesi Mazhar Babalık Sokak Adalet İşhanı Kat:1 No: 12 Daire 109 Karatay KONYA
E-posta: konya[a]mazlumder.org | Telefon: 0 332 353 36 37 | Faks: 0 332 353 36 37

Ziyaretçi Sayımız : 3566037

beyaz.net, bilisim, network, web uygulamalari