TUNUS’TA SOKAKLARIN ISYANI

Tunus’ta 17 Aralıkta tezgahına el konulan üniversite mezunu bir seyyar satıcının belediye önünde kendisini ateşe vermesiyle başlayan olaylarda son gelen haberlere göre 60’ın üzerinde kişi hayatını kaybetti. Ülkeyi 23 yıldır tek adam olarak yöneten 73 yaşındaki Zeynel Bin Ali, gösterilerin başladığı ilk günlerde ordu ve hükümet yetkililerin göstericilere karşı sert tepki göstermesini isterken, şimdilerde kararını gözden geçirdiği görülüyor. Önce olayın faturasını İçişleri Bakanı Refik Belhac Kacim’e çıkartarak görevden almış, üç gün önce yaptığı televizyon konuşmasında da güvenlik güçlerinin halka karşı sağduyulu davranarak şiddeti tırmandırmamaları çağrısında bulunmuştu. El Cezire’nın bu sabah aktardığı habere göre ise 2014 devlet başkanlığı seçimlerine aday olmayacağını açıklayarak, seçimlerin daha erken tarihe alınabileceğinin de sinyallerini verdi.

Geçen yıl, sahil şehri Monastir’de yine bir genç kendini belediye önünde ateşe vermiş fakat şimdiki kadar etkili olmamıştı. Yalnız cenaze sırasında lokal bir gösteri gerçekleşmiş, diğer bölgelere yayılmamıştı. Yönetimin Sidi Buzid’de meydana gelen, kısa sürede Tele,Rikab, Kasserin şehirlerine yayılan bu olayın arka planını iyi bildiğini ve tepkileri ekonomik düzeyde algılayarak muhalefeti olayın içine çekmek istemediğini görüyoruz. Bin Ali, gösterilerin başlangıçta meşru bir zemine dayandığını fakat zamanla siyasi arenada söz hakkı olmayan ülke düşmanları (İslamcıların) kışkırtmalarına maruz kaldığını ifade etmesi muhalefetin İslamcılarla sınırlı tutulup diğer zayıf muhalif hareketlerin olayları içselleştirmesinin önüne geçme çabası var. Bir çok Afrika ve Tunus uzmanı da bu akıl karıştırıcılığına alet olmakta ve benzer olayların diğer Kuzey Afrika ülkelerinde de gerçekleşmemesi için ekonomik tedbirler alınması çağrısı yapmaktadır.

Tunus Dışişleri Bakanı’nın ülkenin en önemli sorunun yoksulluk olduğunu söylemesi, işsizliğin giderilmesini önlemeye yönelik tedbirlerin alınacağını ve yolsuzlukla mücadelenin devlet politikası haline getirileceğini açıklaması ve gözaltına alınanların devlet başkanının talimatıyla serbest bırakılması düşük yoğunluklu bir devrim olmakla birlikte, iktidarın sokakların etkisiyle her yere yayılmasının önüne geçilmek istenmesi, devletin iktidarı hala tekelinde tutarak çözümü kendisinin belirlemesi bir öfke patlaması ile sınırlı tutulmak istendiğini gösteriyor.

Bin Ali’nin devlet başkanlığı ve seçimle ilgili son açıklamaları, olayların ekonomik, sosyal ve siyasi nedenleri olduğunu göstermektedir. Sokak isyanının yönetim karşısında başarı elde ettiği ve sarsılmaz denilen tek partide çatlağın meydana geldiği görülmektedir. Cezayir’de olduğu gibi iktidar, bu çatlağı kendi çözümünü dayatarak gidermeye çalışabilir ve iktidar yenilenmesini Tunus’ta yönetim değişikliği olarak ileri sürebilir. Burgiba sonrası yaşananlar, Bin Ali sonrasında da yaşanabilir, değişen sadece iktidarın kendisini yenilemesi olur. Nitekim şimdiden bin Ali sonrasında damadı mı oğlu mu, yoksa ordudan biri mi iktidara gelecek senaryoları konuşulmaya başlandı bile.

Batı medyası tarafından sürekli Kuzey Afrika’nın en sakin ülkesi olarak lanse edilen Tunus’ta, sokakların yönetime karşı en önemli muhalefet dalgasına dönüşmesi şaşırtıcı gözüküyor. Benzer sokak gösterileri 2004’de Mısır’da da başlamış, fakat Kifaye hareketinin siyasal bir eğilime dönüşmesi sokakların gücünü devam ettirememişti. Tunus’ta işsiz üniversite mezunlarının sokak isyanı, sosyal ve ekonomik bağlamda mı devam edecek yoksa siyasi muhalefete mi dönüşecek bunu zaman gösterecek fakat Kuzey Afrika’daki geçmiş tecrübelere bakıldığında muhalefetin yalnız bir odakta kalması köklü bir değişimi gerçekleştirmeye yetmiyor. Yalnız bu öfke patlaması bir kolektif sokak patlamasına da dönüşebilir, çünkü gösterilerin bir işsizlik gösterisinden uzaklaştığını iletişim vasıtaların kullanıldığı, solcu, liberal, İslamcı bastırılmışlıkların sloganlarla gün yüzüne çıktığını da gözlemleyebiliyoruz. Eğer kolektif eylemlikler merkezi iktidarı parçalayabilirse, Tunus yüksek yoğunluklu bir devrimle karşılaşabilir ve kısa sürede diğer Kuzey Afrika ülkelerinde de etkisini hissettirebilir.

Tunus gibi iktidarın ve muhalefetin tek merkeze indirgendiği Kuzey Afrika ülkelerinde sosyal hareketlerin siyasallaşmaya meyilleri değişimin önünde bir risk faktörü olarak karşımıza çıkıyor. Tunus’un diğer Kuzey Afrika ülkelerinden en önemli farkı iktidarın güçlü bir bürokratik yapıya egemen olmasıdır. Bin Ali rejimini ayakta tutan güvenlik güçlerinden ziyade bürokrasinin doğrudan doğruya Bin Ali’nin elinde olması ve yabancı sermayenin ülkedeki nüfuzudur. Tunus yönetimi göstericilerin uzlaşmayı kontrol altında tutarak kolektif eylemlerin bölünmesini sağlamak isteyecektir. Eğer sokaklar kitlesel eylemlere devam eder, sosyal, ekonomik ve siyasi taleplerini ortak muhalif diline dönüştürürlerse Bin Ali yönetimi iktidardan uzaklaştırılabilir.

Burada asıl üzerinde durulması gereken, pasif yoksulların, siyaset dışı işsizlerin, marjinalleşmeye itilen İslamcıların iktidarı değiştirebilme gücüdür. Artık Tunus veya başka bir Müslümanların çoğunlukta yaşadığı ülkenin, sessiz çoğunluğu göz ardı etme lüksü kalmamıştır. Bu yönetimler, yapay sorunlarla, dış destekle, güvenlik güçleriyle kendilerini ayakta tutamayacaklar, halkının değerleriyle barışarak, yıllardır esirgedikleri hak ve özgürlükleri vererek nefes alabileceklerdir.

İbrahim Tığlı/ Dünya Bülteni

FAALİYET BİLGİLERİKategori Adı Basında MazlumderTarih 2011-01-14
Okunma Sayısı : 925
Şube ve Temsilcilerimiz
konya
İnsan Hakları ve Mazlumlar İçin Dayanışma Derneği - MAZLUMDER Konya Şubesi
Adres: Şems-i Tebrizi Mahallesi Mazhar Babalık Sokak Adalet İşhanı Kat:1 No: 12 Daire 109 Karatay KONYA
E-posta: konya[a]mazlumder.org | Telefon: 0 332 353 36 37 | Faks: 0 332 353 36 37

Ziyaretçi Sayımız : 3776628

beyaz.net, bilisim, network, web uygulamalari