RUTİNLEŞMİŞ TUTUKLAMALAR HAK İHLALİDİR

 

TUTUKLAMALARIN RUTİNLEŞMESİ, ÖZGÜRLÜK HAKKININ İHLALİDİR

Her fırsatta eleştirdiğimiz ve ciddi mağduriyetlere neden olduğunu ifade ettiğimiz Özel Yetkili Ağır Ceza Mahkemelerinin (DGM) ve Terörle Mücadele Kanununun son kurbanları, savunma mesleğini temsil eden avukatlar olmuştur. Devletin özel kanunlar ve mahkemeler ile korunduğu, bireyin ise devlet mekanizmaları karşısında savunmasız kaldığı bu vesileyle bir kez daha anlaşılmıştır. Bu sebeple, DGM’ler kaldırıldıktan sonra bir hülle ile hukuk alanına “hediye edilen”, Özel Yetkili Ağır Ceza Mahkemelerinin ve Terörle Mücadele yasasının acilen kaldırılması gerekmektedir. Bu yasaya dayanılarak insanlar kolaylıkla tutuklanmakta ve mahkemelerin yoğunluğu öne sürülerek (Ergenekon davası sanıkları ve KCK davası sanıkları gibi) davalar yıllarca sürüncemede bırakılarak, sanıklar cezaevlerinde tutulmaktadır.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına ve evrensel hukuk normlarına göre asıl olan “özgürlük”tür, tutukluluk ise istisnadır. Ve her tutuklama/gözaltı olayında özgürlük hakkından mahrum bırakılmak için makul, somut gerekçeler olmak zorundadır. Davaların bu kadar uzatılmasında, sanıkların sayısı ve dosyaların kabarıklığı mazeret olamaz. Gerekiyorsa devamlı duruşmalar yapılarak davalar bitinceye kadar buna devam edilmeli, sanıklar suçlu ise mahkûm edilmeli, değilse serbest bırakılmalıdırlar. Uygulama öyle bir hale gelmiştir ki, mesleğini icra eden avukatlar bile kendilerini savunamaz duruma düşmüşlerdir. Bu bağlamda, 22 Kasım 2011 tarihinde Türkiye genelinde yapılan operasyon neticesinde farklı illerden elliye yakın avukat, evlerinde ve işyerlerinde yapılan aramalar sonucunda gözaltına alınmış ve bunlardan otuz üçü tutuklanmıştır.

Her tür mahkûmla görüşmesi yasalarca ve uluslar arası prensiplerce korunan ve ilkelere bağlanan avukatların, müvekkilleriyle yaptıkları ve içeriğinin hiç kimseyi ilgilendirmeyeceği görüşmeler, soruşturma boyunca ve basın organlarınca suç unsuru olarak nitelendirilmiştir.

Terörle mücadele kapsamındaki her operasyonda olduğu gibi gizlilik kararlarıyla soruşturma bilgileri avukatlardan ve şüphelilerden kaçırılırken, medyaya servis edilmekte, dosya içeriği gizliliğe rağmen afişe edilmektedir. Aralarında hiyerarşi bulunmayan yargının üç ayağı (iddia-savunma ve karar mekanizmaları) arasındaki denge, genellikle savunma aleyhine bozulmaktadır.

Bu dengesizlik sürecinin son halkası olarak gördüğümüz ve kamuoyunda oluşturulmak istenen terörist-avukat imajı ile gündeme gelen tutuklamalar en temelde bu avukatların müvekkillerinin, savunma haklarına vurulan bir darbedir. Yapılan operasyon neticesinde anlaşılmıştır ki, her anlamda masuniyet içerisinde olması gereken avukat-müvekkil görüşmeleri bir şekilde kayıt altına alınarak, hukuk ayaklar altına alınmıştır. Bu, en temelde tutuklu ve hükümlülerin haklarının gaspı anlamına gelir.

Anlaşıldığı kadarıyla Abdullah Öcalan ile avukatları arasındaki görüşmeler yaklaşık on yıldır kayıt altına alınmaktadır.

Bu kayıtlar suç unsuru barındırıyor ise devlet, yaklaşık on yıldır suç işlenmesine göz yummuş demektir. Yine aynı devlet "Açılım süreci" adı altında suç olarak nitelendirdiği kimi fiilleri bizzat kendisi işlemiştir. Devlet mekanizmasının dün suç olarak görmediği fiilleri bugün nasıl suç olarak değerlendirdiği ise başka bir tartışma konusudur.

Şayet bir suç var ise bu görüşmelere nezaret eden, kayda alan görevlilerden başlamak üzere, duruma vaziyet eden bütün kamu personeli bu suçta ortak durumundadır. Ayrıca unutulmamalıdır ki bu tür siyasi yönü ağır basan operasyonlar, Terörle Mücadele Kanunu kapsamında yargılananların bir süre sonra etkin olarak savunulamamasına yol açacaktır.

MAZLUMDER olarak belirtmek isteriz ki Terörle Mücadele Kanunu ve Özel Yetkili Mahkemeler (DGM) gölgesinde siyaset, muhalefet ve savunma yapılamayacağı açıktır, özel yetkili mahkemelerin kaldırılması ve terörle mücadele kanununun acilen değiştirilmesi gerekmektedir. Bunlara dayalı, “Rutin halini alan” tutuklama furyaları ve uzun tutukluluk süreleri de, kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkının açıkça ihlalidir. Ayrıca, unutulmamalıdır ki bağımsızlığına darbe vurulan, takip ettiği davalar nedeniyle tutuklanma korkusuna itilen bir avukat imajı hiç kimsenin işine yaramaz ve “tuzun koktuğu” yerdir…


Ahmet Faruk ÜNSAL

MAZLUMDER Genel Başkanı

FAALİYET BİLGİLERİKategori Adı Basında MazlumderTarih 2011-12-07
Okunma Sayısı : 1209
Şube ve Temsilcilerimiz
konya
İnsan Hakları ve Mazlumlar İçin Dayanışma Derneği - MAZLUMDER Konya Şubesi
Adres: Şems-i Tebrizi Mahallesi Mazhar Babalık Sokak Adalet İşhanı Kat:1 No: 12 Daire 109 Karatay KONYA
E-posta: konya[a]mazlumder.org | Telefon: 0 332 353 36 37 | Faks: 0 332 353 36 37

Ziyaretçi Sayımız : 3530920

beyaz.net, bilisim, network, web uygulamalari