DEĞERLER EĞİTİMİ KURSLARİ BAŞLIYOR



1. SORUMLULUK

“Sorumluluk özgürlüğün bedelidir”


Bir kimsenin, kendi davranışları veya üzerine aldığı işlerin neticesini üstlenmesi hâli…

Özgürlükten ayrı düşünülemeyecek bir kavram olan sorumluluk, yapılan işin sonuçlarından doğrudan etki altında olma bilincidir. Diğer bir deyişle sonuçları üstlenme bilinci… Taşınılamaması durumunda kötü sonuçlara yol açan bir gereklilik… Bir işi istenen nicelikte ve nitelikte yapma zorunluluğu… Başkalarının haklarına saygılı olmak ve kendi davranışlarının sonuçlarını yüklenmek… İnsanın, hayatının “kendi elinde” olduğunun bilincinde/ farkında olması… Beraberinde belli bir otorite ve inisiyatif kullanımını da getiren/ getirmesi beklenen bir olgu… Kişinin vazifesi olan işleri hakkıyla yerine getirme duyarlılığı… Yani sorumluluk almak bir işi en iyi biçimde yapmayı yüklenmektir. Bu tür sorumlulukta kişi, hiç kimseye hesap vermek zorunda olmasa bile kendi vicdanına karşı hesap verme zorunluluğu duyar. Örneğin bir öğretmen genel olarak olağanüstü bir sapma olmadıkça sınıfındaki öğretiminden dolayı kendine karşı sorumludur. Öğretmenlik (meslek) sorumluluğunu duyan bir kişi, kimsenin etkisi olmadan öğretmenlik görevlerini kendiliğinden yüklenir ve görevinin yapılmasına ilişkin hesabı vicdanına verir.



2. YARDIMSEVERLİK

“Veren el, alan elden üstündür”


Kendi güç ve imkânlarını başkalarının iyiliği için kullanmak…

Bir kimsenin sıkıntısını gidermek, o kişiye karşılaştığı güçlüklerde yardımcı olmak, yükünü paylaşmak… Güç duruma düşenin güçlüğünü istekle, içten, hiçbir sıkıntı hissetmeksizin gidermek… Yardımseverlik, iyi değerlerin ve maddi imkânların paylaştıkça çoğalacağına inanan erdemli insanların ortaya koyabileceği bir davranış biçimidir. Yardım söz konusu olduğunda, başkasının yapmasını beklemek yerine yardım etmeyi kendine görev edinip girişimde bulunmak cesaretini gösterenlerin bütünlüğüdür yardımseverlik. Maddi destek gerektiğinde eli sıkılık yerine cömertliği tercih edenlerin yürek güzelliğidir. Ödülü dünyaya ait değerlerle karşılanamadığı için yardımın küçüğü de büyüğü de yoktur; bir yetimin saçlarının okşanması ya da bir gülümseme; hangisi daha küçük kalır terazinin kefesinde?

Yardımın güler yüzle yapılması, yapılan yardımın başa kakılmaması, gizli yapılarak hem gösterişten hem de muhatabı rencide etmekten kaçınılması, verilen herhangi bir şeyde son tahlilde salt kendimizin değil başkalarının tercih edilmesi ve başlarının da sahipliğinin olduğu bize öğretile gelmiştir. Özetle, yardımseverlik en yalın anlamıyla, ihtiyacı olana, hiçbir menfaat gözetmeksizin gönüllü olarak maddi ya da manevi destekte bulunma durumudur.



3. ADALET

“Adalet Mülkün Temelidir”


Her şeye olması gereken yere koymak, olması gerektiği gibi kullanmak… Birisine ya da bir şeye hakkını vermek, hakkını gözetmek, yerine getirmek, doğrulur… Herkese ya da her şeye lâyık olduğu şekilde davranmak… Yönetimi emri altında bulunanlara karşı adil, insaflı, merhametli olmak… Adalet, insanlar arasında hiçbir ayrım yapmadan hükmetmeyi, insanların hakkını korumayı, zulme asla rıza göstermemeyi, zalime karşı mazlumdan yana tavır almayı, ihtiyaç içinde olanlara yardım elini uzatmayı içerir. Bu yönüyle adalet, bir karar vermek gerektiğinde tarafların hakkını korumayı, olayları çok yönlü değerlendirmeyi, ön yargısız düşünmeyi, tarafsızlığı, hakkaniyeti, dürüstlüğü, hoşgörüyü, özellikle merhameti ve şefkati gerektirir. Bunlardan birinin eksikliğinde ya da birinin ağır basmasında adaletli olmak zorlaşır. Örneğin, mutedil olmayan, heyecanına ve hislerine kapılan bir insan sağlık karar veremeyecek, duygularının etkisinde kalacaktır. Oysa adalet sahibi bir kişi tüm kişisel duygu ve düşüncelerini bir tarafa bırakmayı, kendisinden yardım talep eden taraflara hakkaniyet ölçüleriyle davranmayı ilke edinecektir. Adil kişi, kendisine zarar verecek olsa dahi, hak kimden yanaysa, hakkın/haklılığın gereğini yerine getirendir.


Sosyal adalet herkesin bilgisi, kabiliyeti ve gördüğü iş nispetinde hakkını almasıdır. Sosyal adaletin varlığı hoşgörü, barış ve huzuru hayatımıza katar. İnsan doğumuyla beraber ölümüne kadar taşıyacağı hakları beraberinde getirir. İnsanın temel haklarından birisi de kanun önünde eşitliktir. Hukuki anlamda adalet, kanunların dil, ırk, etnik köken gözetilmeden, tüm insanlar arasında eşit olarak uygulanmasıyla hayat bulur. Hukuki adalet anlayışı, hiçbir farklılık gözetmeden tüm insanları kuşatan, insanlar arasındaki din, dil, ırk gibi tüm ayrılıklara rağmen, imkânları hakka uygun biçimde paylaştıran, gücün değil hakkın üstün olduğu bir dünya oluşturmayı hedefleyen bir adalet anlayışıdır.


4. ÖZGÜVEN

“Bir İnsan Hangi Limana Ulaşmak İstediğini Biliyorsa, Onun İçin Her Rüzgâr Uygundur”


İnsanın kendine güvenme duygusu… Kişinin kendisi olmaktan memnun olması ve bunun sonucunda kendisi ve çevresiyle barışık olma durumu… Kişinin kendisine yönelik iyi duygular geliştirmesi sonucu kendini sürekli iyi bir atmosferde tutabilmesi… Kişinin özünde olan, sahip olduğu değerlere güveniyle oluşturduğu tablo… Kişinin kendisine yönelik sevilebilir, takdir edilebilir olduğuna dair öz inancı… İnsanın olumlu ve olumsuz iki insani boyut arasında kendisini değerlendirmesi ve iyi bir noktaya yerleştirebilmesi… Bireyin kendine potansiyellerine dair güvenme duygusu… Çıkan engellerden ve tehlikelerden korkmadan her zaman ileriye atılma… Çekincesiz, azim ve kararlılıkla tehlikeli bir işe girişebilme gücü… Eylemlerinin sorumluluklarını yüklenmeye hazır olma durumunun kaynağı… Girişimler sonucu oluşabilecek riskleri taşımak ve olası olumsuzluklara rağmen adım atabilmek için ihtiyaç duyulan cevher… iç potansiyeli dışarıya çıkartarak, üretime dönüştüren çark… Dışarıya kendimizden emin olduğumuz şekilde verdiğimiz görüntü ve davranışlar… Olduğu gibi kabul edildiği için, kişinin kendisini rahat, iyi ve güven içinde hissetmesi…

Özgüveni yüksek kişi korkusuzca girişimde bulunurken, çevresindeki kişilerinde liderliğini gizli ya da açık yüklenir, çevresindekiler üzerinde huzur ve güven duyguları uyandırır. Kendini kabul eder ve kabul ettirir. Fikirlerine başvurulan aranılan, güvenilen, ehil görülerek başvurulan kişidir. Özgüven duymak, kendini beğenmişlik ya da kibirlilik demek değildir. Nitekim başarısıyla şımaran, kibirlenenlerin özgüvenleri yok ya da düşüktür.



5. LİDERLİK

“Bir Çığlık, Bir Çığ Oluşturur”


Bireyler tarafından gerçekleştirilen ve diğer bireylerin ortaklaşa oluşturulan vizyona dönük olarak bir araya gelmesini, istekli ve coşkulu olarak ortak hedefleri benimsemesini ve bu hedeflerin gerçekleşebilmesi için güçlenerek bütün varlıkları ile katkıda bulunmasını sağlayan enerjik süreç. Sosyal gruplarda ortaklaşa bir vizyon, başarı duygusu, anlamlı hedefler ve üstün başarı sağlayan sosyal ve bireysel kalite. Bireyin doğru amaçlar doğrultusunda kendisini de dâhil ettiği kitleleri etkileyerek harekete geçirmesi; bayraktarlık… Öncelikle insanları anlama, onları dinleme, onların sorun ve beklentileriyle ilgilenme, bunlara cevap verebilecek kapasitede bulunma… Daima bir değişim yaratma, hedef için çıkmaz sokakların sıfatını değiştirme… Başkalarını önderlik etme sorumluluğunu yüklenenlerden beklenen kalite. Yön bulmak, gidilecek yönü tanımlamak, yöndeşleştirmek, bu yolu hazırlamak, uygulamaya koymak, örmek olmak, güven sağlamak… Karakter ve yetkinlik arasında gerekli olan temel denge…

Yöneticilik ve liderlik başka başka şeylerdir. Yöneticilik başkalarına iş gördürme, başkaları aracılıyla iş başarma ve amaçlara ulaşmadır. Liderlik ise bir grup insanı belirli amaçlar etrafında toplayabilme ve bu amaçları geçekleştirmek için onları harekete geçirme bilgi ve yeteneklerinin toplamıdır. Yöneticiler tasarlar, örgütler ve denetler; dikkatlerini kural ve prosedürler üzerinde toplarlar. Liderler ise istikamet verir, kabiliyetleri harekete geçirir ve stratejileri uygularlar. Dikkatlerini kurallar üzerinde değil, insanlar üzerinde yoğunlaştırırlar. Beyin ve ruhların, organizasyon ve bireysel hedefler doğrultusunda sinerji ve uyum içinde serbestçe üretebileceği ortamlarda yaratılan önderlik…


6.DOSTLUK

“Dost, Birlikteyken Kendini Sakınman Gerekmeyen Yegâne İnsan…”


Huyları ve düşünceleri birbirine yakın olan kimselerin kurduğu arkadaşlık. Uzun yolları, meşakkatleri göze aldırabilen yakınlık. Uzakları yakın eden bağ. Yokluğunu hissettiren yolculuk. Yoldaşla çıkılan yolun adı. Çıkılan yoldaki azık. Değişimlerin, gelişimlerin paylaşıldığı, ilişki, insanların ruhların tanışıp kaynaşmasıyla onları bir arada tutan olgu. Zorunluluk olmadan zor günlerde destek alma sorumluluğunu üstlenecek sıcak bir el. Bir insanla kendimizi güvende hissetmenin ifade edilmez rahatlığı. Esas olanın çıkar değil paylaşım, zorunluluk değil gönüllülük, zulüm değil merhamet olduğu ilişki. Karşısındakinin ihtiyaçlarını kendi ihtiyaçlarına tercih etmeyle yaşatılan erdem. Dostunu kendi nefsine tercih edebilme cesaret ve fedakârlığını alevleyen ateş. Gerektiğinde canını bile esirgemeyenlerin fedakâr davranışları. Sempati duyma, içten gelen ilgi, önüne geçilemeyen bağlılık, yürekten hissedilen ihtiyaç, söze gerek olmaksızın bakışlarla anlaşma, ses tonuyla destek verme, kaybolmayan, yitip tükenmeyen, dinamik… Tarafların birbirlerinin güçlü ve zayıf yönlerini iyi bildikleri ilişki… İçinden gelerek sevmek, paylaşmak, özveri olduğunu düşünmeden verebilmek.

Dost; çok sevilen, güvenilen, iyiliği istenen kimse. Dostluğun yaşandığı taraflardan her biri… Arkadaş, sevgili, yar, ahbap, yaren, bildik, tanıdık, aşina, tanış, eş, yakın, gönüldaş, sırdaş. Kendisine yakınlık ve arkadaşlık duyulan kimse… Kendimize verebileceğimiz en iyi armağan.


7. DOĞRULUK

“Doğruluk Sonsuzluğun Güneşidir, Nasıl Olsa Doğar”


Doğruluk, doğru olma hâli, doğru olana yakışır davranış; yalan ve riyadan uzak olma, namusluluk, dürüstlük. Düşüncenin gerçekle uyuşması, yargı ve önermelerin gerçeğe uygun olmasıdır. İçinde bulunan durum için en iyi ve geçerli olabilecek kararı alabilmek. Menfaatimize aykırı olsa da her zaman ve her yerde dürüst olmak. Yalan olmayan, isabetli, yerinde, uygun davranışlarda bulunma. İyi, doğru ve güzel davranışlardan ayrılmamak, aşırılıktan uzak durmak. Başkasının hakkına saygı duymak, açık, samimi ve doğru olmak, doğruyu söylemeyi başarmak, başkalarını aldatmamak. Olumlu değer ve güzel ahlakın hayata geçirilmesi. Sağduyudan ayrılmadan uygun bir yol izlemek. Gerçeğe uygunluk; yanlışsız, hatasız oluş. İçten, iki yüzlülükten uzak, riyasız, ciddi yaklaşımla hatalardan uzak duruş, hataları telafi ediş. Hilesiz, kabul edilebilir kurallara, ölçülere uygunluk. Candan, gönülden, açık yürekli davranarak tercih edilen istikamete ilerleme. Özü sözü bir olmak, içli dışlı, senli benli olarak, büyük bir yakınlık ve içtenlikle davranmak. Doğruluk; düşünce de sözde, niyette, iradede, azimde ve davranışlarda doğruluk şeklinde ortaya çıkar. “Sıdk” ve “İstikamet” kavramlarıyla bağlantılı olan doğruluk, ahlakı gerçekten yaşayışın ve ahlaki vasıfların tümünün kendisinde toplandığı, bir ruh hâlidir. Doğruluk bütün mükemmelliklerin sebebi olan kalbin saflaşması, insanın söz ve davranışlarında hakkı, hukuku gözetmesidir.


8. SABIR

“Gülün Dikene Katlanması Onu Güzel Kokulu Yaptı “


Acıya, üzüntüye veya bir güçlüye karşı ses çıkarmama, katlanma, direnme, dayanma, tahammül, metanet. Zorluk, güçlük ve musibetlere direnç gösterme, haksızlıklar karşısında anlık tepkilerden kaçınma, elde edilemeyen şeyler için kendini zapdetme. Nefsine hâkim olma. Acele etmeden; telaşlı davranmadan, sükûnetini muhafaza etme, kararlı ve azimli davranma, sebat etme. Her şeyin bir değişim halinde olduğu hayatımızdaki nimetler, rahatlıklar, sıkıntılar, zorluklar ve darlıklarda isyan etmeden seyretme. Sabır, yücelme ve fazilete ermenin mühim bir esası ve iradenin zaferi… eninde sonunda meyve vereceğini bilerek kuru bir ağaca emek verme. Umuda yolculuk ederek bekleme… aşılan yollara, incinen ruhlara, kaybedilen maddeye rağmen yürüme. Hiç olmayacağına ihtimal vermeksizin yarın olabilecekmiş gibi heyecan duyarak her gün yeniden yeniden başlama. Darlıkta kendini tutma… sabır; yüzünü ekşitmeden acıyı yudumlama sanatı… insanın kendi gücü ve iradesiyle, üstesinden gelemeyeceği kötülüklere katlanmaya çalışması ya da karşılaşamayacağı ihtiyaçlar karşısında gevşememesi. Yaşamın zorluklarına, zamanın musibetlerine, insanların eziyetleri ve düşmanlıklarına gücü oranında dayanma. Çöl kuraklığına sudan umudunu kesmeden dayanma… zaman sessizce erirken yer yüzünün, adaletin ışığı ile er geç aydınlanacağından emin olma.


9.SAYGI

“En İnsani Davranış, Bir İnsanın Utanılacak Duruma Düşmesini Önlemektir” Nietsche


Büyük, değerli ve önemli kişilere karşı hissedilen sevgi ve bağlılık karışımı duygu, hürmet… birinin önememesinden, üstün görülmesinden kaynaklanan ve o kişiye değerini belirtecek biçimde davranılmasına sebep olan duygu. Hatır gözetme, hatır sayma… baz şeyleri önemseme ve onları zedelemekten çekinme. Kutsal sayılan şeyleri yüceltme duygusu. Onaylama, takdir etme bilgisi… değeri, üstünlüğü, yararlılığı, kutsallığı kabullenme dolayısıyla bir kimseye ya da bir şeye karşı dikkatli, özenli ve ölçülü davranmaya sebep olan sevgi duygusu. Değer bilmek, itibar etmek. Bir kimseyi, bir başkasına yakın ilgi ve sevecenlik göstermeye, gerektiğinde özverili davranmaya iten duygu.

Saygı karşımızdakine onu düşündüğümüzü hissettirmektir. İnsanların dili, ırkı, cinsiyeti ne olursa olsun ayırmadan farklılıklarını kabul etmektir. Saygı, insanların arasındaki olumsuzlukları olumluya çeviren bir bağ. İnsanlar arasındaki en güzel iletişim kapısıdır. Kendine ve başkalarına değer vermek, çevresinden değer görmektir.

İnsana saygı, düşünceye saygı, doğaya saygı, emeğe saygı, atalarımıza saygı, engellilere saygı, çeşitliliğe saygı, topluma saygı, çevreye saygı, hayvanlara saygı, tarihe saygı, kutsal değerlere saygı, özel hayat saygı, gizliliğe saygı, kendine saygı, haklara saygı.


10.ÖZDENETİM

“En Büyük Bilgelik, Kendine Egemen Olabilmektir”


Öz denetim, kendini, duygu ve düşüncelerini yönetme; hedef belirleme ve bu hedefe göre kendini harekete geçirme, harekete geçerken dış etkenlerden bağımsız kalabilme, his, dürtü ve isteklerini de kontrol edebilme… aksiliklere rağmen yoluna devam edebilme, ruh hâlini düzenleyebilme, iç kontrollü disiplin. Kişinin bazı kuralları benimsemesi ve dış uyarılara gerek kalmadan bu kurallara kendi kendine uyması veya bu kuralları kendi kendine uygulaması. Olumlu ve olumsuz duygularını terbiye edip yönlendirebilme, iradesine sahip olma. Karar verme ve uygulama, karar ve davranışlarının sonuçlarını üstlenme, davranışlarının sorumluluğunu taşımaya aday olma.

İnsanın kendi kontrolünü her durum ve şartta elinde tutması. Kendine sınır koyma. İsteklerini zarara dönüşecek noktada frenleme. Zarar ve ziyanın öngörüsü. Hiç kimseye bağımlı olmadan kendi kararlarını alabilme. Kişinin tek başına ayakta durabilmesini sağlayan bir özellik…Ne yapıp yapmaması gerektiğini bilip uyarı ve ikaza gerek kalmadan görevlerini yerin getirme sorumluluklarını yerine getirmenin en doğal yolu… Kendini yönetme yeteneği, kendi kendini yönetim. Ne tamamen duygusal ne tamamen mantıklı davranma; ikisinin arasında dengeyi kurma.

FAALİYET BİLGİLERİKategori Adı Basında MazlumderTarih 2011-01-06
Okunma Sayısı : 1321
Şube ve Temsilcilerimiz
konya
İnsan Hakları ve Mazlumlar İçin Dayanışma Derneği - MAZLUMDER Konya Şubesi
Adres: Şems-i Tebrizi Mahallesi Mazhar Babalık Sokak Adalet İşhanı Kat:1 No: 12 Daire 109 Karatay KONYA
E-posta: konya[a]mazlumder.org | Telefon: 0 332 353 36 37 | Faks: 0 332 353 36 37

Ziyaretçi Sayımız : 3776646

beyaz.net, bilisim, network, web uygulamalari