AYAKLAR ALTINA ALINAN ADALET!

Hukuk sistemi ve uygulamaları üzerindeki tartışmalar ülkenin gündemini meşgul etmekle beraber, tartışmaların ADALET bilincinden uzak yürütülüyor olması İnsan Haklarını ve Adaleti önceleyen kişileri tedirgin etmeye devam ediyor.

Tutukluluk sürelerini sınırlayan kanunun 6 yıl ertelendikten sonra nihayet yürürlüğe girmesi neticesinde, Türkiye genelinde çok sayıda sanık tahliye edildi. Tahliyelere ilişkin olarak; hukuk mantığından yoksun, sığ bir bakışla ve tam bir tarafgirlik içinde, adalet kaygısı taşımayan yorumlar yapıldığına şahit oluyoruz.

Devlet, hükümet, muhalefet, basın – yayın organları, savcılıklar ve mahkemelerin, tahliye edilenlerin kamuoyu, mağdurlar ve mağdur yakınları nezdinde oluşan “adaletsizlik hissi”ni adil olmayan yöntemlerle tatmin etme çabaları, adalete olan güveni daha da sarsmaktan öte bir anlam ifade etmemektedir. Tahliye edilen sanıklarca mağdur edildiği iddia edilen ve “Adalet” bekleyen mağdur, mağdur yakınları ve kamuoyunun haklı beklentileri maalesef karşılanamamış, mevcut ideolojik bakışla da karşılanması mümkün görünmemektedir.

Kamuoyundaki adaletsizlik hissi ve tepki haklı olmakla beraber, 10 yılı aşkın süre karara bağlanamayan dosyaların kabahati, suçlu oldukları ispatlanmamış sanıklara yüklenemez. Bu adaletsizlik hissinin giderilmesi ve tepkilerin önüne geçilmesinin yegâne yolu mevcut hukuk sisteminin adaleti önceleyen bir şekilde değiştirilmesi ile mümkündür.

Yürürlüğe giren kanun hükmünden yararlananların “kimlik”leri üzerinden yapılan tartışmalar, Adil Yargılama Hakkının ayaklar altına alındığı bir süreci hazırlamıştır. Adalet ve hukukun bu kadar pervasızca ayaklar altına alınması salıverilenlerin ve salıverilenlerce mağdur edildikleri iddia edilenlerin kimlikleri nedeniyle midir?

“Devlete karşı suçlar”dan sanık olanların “adi suçlar”dan sanık olanlara göre iki kat fazla tutuklu kalmalarını düzenleyen yasa maddesi adalete ve hakkaniyete aykırılığı nedeniyle bir an önce değiştirilmelidir. Devlet, Af yasalarında gösterdiği yanlış tavrı burada gösterme ısrarından vazgeçmeli, kendi güvenliğini değil, vatandaşının güvenliğini ön planda tutmalıdır.

Bazı mahkemelerin ve siyasi parti sözcülerinin ifade ettiği, “tutuklama süresini düzenleyen maddenin sadece yerel mahkeme kararına kadar geçerli olduğu ve temyiz aşamasında geçerli olmadığı” yönündeki beyanları ile “her suç eylemi için yargılama aynı da olsa ayrı ayrı tutuklama süresi uygulanması” görüşü siyasi ve ideolojik kaygılarla açıklanmış hukuk dışı beyanlardır.

Tahliye edilen sanıklar için Yargıtay’ın ilgili dairesinin tekrar tutuklama kararı vermesi başka bir hukuki fecaattir. Azami tutuklama sürelerinin zaten aşıldığı bir yargılamada “yetki gaspı” ile tutuklama kararı vermenin hiçbir yasal ve hukuki dayanağı yoktur.

MAZLUMDER İstanbul Şubesi olarak; geç de olsa yürürlüğe giren tutuklama sürelerine ilişkin sınırlama maddelerinin en temelde toplumun hayrına olduğunu, aslolanın “tutuksuz yargılama” olduğunu, basın ve siyasiler tarafından gözlere sokulmaya çalışılan bazı kötü örneklere bakarak kaygı duyulmamasını, mevcut tutukluluk sürelerinin suç ayrımı yapılmaksızın temyiz süreleri de dâhil maksimum 2 yılla sınırlandırılması gerektiğini ifade ederiz.

Not : Bu açıklamayı hazırlarken İstanbul’da yapılan operasyonda, daha önce tahliye edilen bazı sanıkların tekrar gözaltına alındıklarını öğrendik. Basının sorumsuzca kışkırtması neticesinde gerçekleştiğini düşündüğümüz bu operasyonlarla hukukun ve hukukçuların belli siyasi kaygıların aracı haline getirildiğini kamuoyunun dikkatine sunarız.

Av. Cihat Gökdemir
MAZLUMDER İstanbul Şube Başkanı


FAALİYET BİLGİLERİKategori Adı Basında MazlumderTarih 2011-01-19
Okunma Sayısı : 958
Şube ve Temsilcilerimiz
konya
İnsan Hakları ve Mazlumlar İçin Dayanışma Derneği - MAZLUMDER Konya Şubesi
Adres: Şems-i Tebrizi Mahallesi Mazhar Babalık Sokak Adalet İşhanı Kat:1 No: 12 Daire 109 Karatay KONYA
E-posta: konya[a]mazlumder.org | Telefon: 0 332 353 36 37 | Faks: 0 332 353 36 37

Ziyaretçi Sayımız : 3776618

beyaz.net, bilisim, network, web uygulamalari