YAŞAM HAKKI KORUNMALI, BARIŞ VE HUZUR UMUDU SÜRMELİDİR!

Hepimizin şahit olduğu üzere Ortadoğu halkları, içine Türkiye’yi de çeken çok kanlı bir süreçten geçiyor. Bu toprakların halkları, dışarıdan ve içeriden yine ve yeniden işgal, katliam ve yağmalara maruz kalıyor. Küresel ve yerli efendiler yine ve yeniden iktidarlarını kan üzerine kurmaya çalışıyorlar.

Toplumsal tarihin fay hatlarından devşirdikleri dini ve etnik asabiyeti, modern dönemin araç ve silahlarıyla yeniden tedavüle sokuyorlar. Barışın inşasını imkânsız kılacak yakıcı ve yıkıcı husumetleri, yeni roller ve aktörlerle yeniden üretiyorlar.

Dini ve etnik farklılıklar arasına, birbirlerinin varlıklarına dahi tahammül edemeyecek düzeyde, uzun soluklu husumetler tahkim ediyorlar. Halkların barış ve huzur içinde eşit ve adil yaşama çabalarını ve dirençlerini mütemadiyen kırmaya çalışıyorlar. 

Halkların/toplulukların İnanç ve etnik farklılıklarını, düşünsel, siyasal ve sosyal içtihatlarındaki tercihlerini kanla, katliamla, zorla, zorbalıkla bastırmaya, tek tipleştirmeye ve teslim almaya çalışıyorlar. 

Bölge halkları üzerinde kıyametler yaşatarak tüm yaşam alanlarını kültürel ve tarihi değerleriyle beraber yok eden, halkları göç ve tehcire zorlayan bu insanlık dışı yapıların, yerle bir ettikleri yaşam alanlarını yeniden inşa etme çabalarını da aynı yöntemle durdurmaya çalışmalarının bir örneğini Suruç’ta hep beraber yaşadık.

Kobani’yi yeniden yaşanabilir kılma iddiasıyla Suruç’ta ön çalışma ve değerlendirmelerde bulunduğu bildirilen sivil bir topluluğun, açık alanda toplantı ortamındayken bir intihar bombacısı tarafından katliama maruz kaldıklarına dair bilgilerin paylaşıldığı bu aralıkta, Suruç’ta çalışmalarını yürüten arkadaşlarımızın tarafından 30’un üzerinde ölü ve 100’ün üzerinde kimisi ağır olmak üzere yaralılar olduğu belirtiliyor. Kimliğini hiç sorgulamadan ölenlerin insan, “Yaşam Hakkı”nın ise en temel insan haklarından olduğu unutulmamalıdır.

Her ne ad altında olursa olsun, hangi üniformayı ya da hangi kimliği taşırsa taşısın bu vahşete imza atanlar, insanlık adına büyük bir suç işlemişlerdir. Suruç’ta yaşadığımız olay, Türkiye’nin Suriye’ye olası müdahalesi durumunda, savaşın yeni katliamlarla Türkiye topraklarına da sirayet edebileceğinin açık bir örneğidir. Bu anlamda Türkiye’nin Suriye politikası  ve Türkiye’ye sığınan Suriyeliler konusunun kriminal anlamda ciddi bir şekilde ve yeniden gözden geçirilmesi gerekliliği ortaya çıkmıştır.

Ayrıca bölge halklarının barış çabaları için ortaklaşması gereğini gün geçtikçe daha çok ihtiyaç olduğu ortadayken, bölge devletlerinin halklarını da içine alacak yeni katliamlara ve yeni cephelere sebep olacak her türlü girişimden uzak durması gerektiği de bir kez daha ortaya çıkmıştır.

MAZLUMDER Konya şubesi olarak, sıcaklığını henüz koruyan bu menfur katliamda hayatını kaybedenlere rahmet, yakınlarına başsağlığı ve bu saldırıda yaralananlara acil şifalar diliyoruz.

Bu vesileyle başta üye ve gönüllülerimiz olmak üzere tüm sivil toplum örgütlerini daha bir duyarlı olmaya ve toplumsal barışa katkı yapmaya davet ediyoruz.

MAZLUMDER Konya Şube Başkanı

Derviş Argun

FAALİYET BİLGİLERİKategori Adı Basın AçıklamalarıTarih 2015-07-22
Okunma Sayısı : 532
Şube ve Temsilcilerimiz
konya
İnsan Hakları ve Mazlumlar İçin Dayanışma Derneği - MAZLUMDER Konya Şubesi
Adres: Abdulaziz Mah. Keykubat sok.No:1 Gazyağcı İşhanı Kat: 3 No: 9 Meram \ KONYA
E-posta: konya[a]mazlumder.org | Telefon: 0 332 353 36 37 | Faks: 0 332 353 36 37

Ziyaretçi Sayımız : 2781935

beyaz.net, bilisim, network, web uygulamalari