HUKUKA VE HUZURA ÇAĞRI

HUKUKA VE HUZURA ÇAĞRI

Türkiye Cumhuryeti’nin "ulus devlet" olarak kuruluşundan itibaren uyguladığı tek tipleştirici politikalar, farklı etnik kökenden gelen insanlara yapılan ırkçı baskılar, uzun yıllar devam etti. Bu baskıcı, dayatmacı ve ırkçı politikaların insanlara verdiği rahatsızlık, karşı ırkçı politikaları savunan insanların toplumda zemin bulmasına sebep oldu.

Bu durum, bu coğrafya üzerinde planları olan ideolojilerin ve devletlerin de tahrik edici yaklaşımları ve sağladıkları destekle, Marksist temellere dayandığını deklare eden PKK’yı ortaya çıkardı.

Yıllarca sorunları çözmek yerine sorun üreten yaklaşımlar sergileyen devlet tavrı, devletin bu tavrını, büyümesi ve gelişmesi için fırsat olarak gören örgüt ve yandaşlarınca on binlerce cana mal olan kirli bir savaşa dönüştürüldü.  

Bu kirli savaşın ve oynanan oyunların farkına varıp, insan hayatını öncelikleyen, insanların doğal haklarının verilmesi gerektiğini savunan, ülke kaynaklarının ülke insanlarının bir birini öldürmesi için değil, ülke insanın huzuru ve refahı için kullanılması gerektiğini dile getiren yöneticiler ise kirli ve karanlık yöntemlerle devre dışı bırakıldılar.

Ama sonuç vermeyen bu kirli savaş, toplumda bıkkınlığa ve savaştan çıkar elde edenler dışında toplumu barış ve huzur arayışına yöneltti. "Çözüm Süreci" böyle bir ihtiyacın karşılığı idi. Bu süreci götürmeye çalışanlar, özellikle uluscu- ırkçı politika savunucuları tarafından şiddetli eleştirilere uğradılar. Bir "savaş" var ise savaşın iki tarafı olacağı, bir "barış" olacak ise birbiri ile küs tarafların olduğu, bir "çözüm"den bahsediliyor ise çözülmesi gereken sorun olduğu dikkate alınmadan süreç, savaş baronları tarafından sürekli sabote edildi.

2,5 yıldan fazla devam eden "çözüm süreci", tüm ülke insanlarına, savaşın sorunları sadece artırdığını barışın ve huzurun ne kadar önemli olduğunu  gösterdi. Savaştan çıkar elde eden, barış ortamını, ülkenin huzur ve refahını istemeyen çevreler yeniden kavga ve kaosun olduğu ortamları istediler. Bunun için ellerindeki bütün imkânları kullandılar.

7 Haziran seçimleri sonrasında panikleyen terör baronları, kavuşulması muhtemel barışa mani olmak için yine ve yeniden PKK’yı harekete geçirdiler. PKK, savaş baronlarından aldığı bu görevle, Ceylanpınar'da evlerinde uyuyan polislere yönelik cinayetler, Diyarbakır’da kaza ihbarı yapılarak gelen trafik polislerinin katledilmesi,  Adıyaman'da askerlere yapılan saldırılar, ailesinin yanında ve sivil kıyafetiyle katledilen binbaşı ve İstanbul'da ellerinde kalaşnikoflarla yürüyüş yapan grupların meydan okuyucu tavırları gibi eylemler yaparak barış sürecinin yolunu kesmiş oldu.

Bu saldırılar, tahammül edilemez noktalara gelince de devlet, karşı operasyonlara başladı. Zaten yeterli olmayan huzur ortamı daha da bozuldu. İnsanlar ölmeye, analar ağlamaya başladı.

Huzurun tesisi için, öncelikle huzurun bozulmasına eylemleri ve katliamları ile sebep olan PKK kayıtsız şartsız eylemlerinden vazgeçmeli, silahları bırakmalı ve ülke sınırlarının dışına çıkmalıdır. Silah bırakması beklenemeyecek olan devlet de, örgütler adına eylem yapanların dahi kendi vatandaşları olduğunu unutmadan kin ve öfke ile değil hukuk içinde kalarak müdahale etmelidir. Müdahalede esas olan suçlunun cezalandırılmasıdır. Kürt halkını, ortamı terörize eden PKK’dan ayrı tutmalı, örgütle birlikte halkın da cezalandırılmasına izin vermemelidir.

Kandil’e yapılan hava saldırılarında sivil halkın da öldüğü iddiası eğer doğru ise, bu durum örgütün sivil halkı da canlı kalkan olarak kullanmaktan ve kamoyu oluşturmak için sivil ölümlerin olması için çaba sarf etmekten geri durmayacağının en büyük delilidir. Bu vesileyle PKK’ya savaşın da bir ahlakı olduğunu, sivilleri bir kalkan olarak kullanmaktan vazgeçmesi gerektiğini, yol kesme, çalışan işçileri ve sağlık görevlilerini kaçırma, iş makinelerini yakma gibi sivillere ve sivil yaşam alanlarına dönük alçakça saldırılara bir son vermesi gerektiğini hatırlatırız.

Mazlumder, "kim olursa olsun zalime karşı, mazlumdan yana" ilkesinin savunucusudur. "Yaşam Hakkı"nın en temel haklardan olduğuna inanır. Devletlerin yaşamasının da insanların yaşaması ile mümkün olacağı bilinci ile; hukukun hakim olduğu bir dünya arayışına devam edecektir. Bu sebepledir ki, silahların sustuğu, şiddetin değil özgürlüklerin yaşandığı ortamların tesisi için herkesi taşın altına elini koymaya çağırır.  

Mustafa Akmeşe

MAZLUMDER GYK Üyesi

 

FAALİYET BİLGİLERİKategori Adı Basın AçıklamalarıTarih 2015-08-03
Okunma Sayısı : 886
Şube ve Temsilcilerimiz
konya
İnsan Hakları ve Mazlumlar İçin Dayanışma Derneği - MAZLUMDER Konya Şubesi
Adres: Abdulaziz Mah. Keykubat sok.No:1 Gazyağcı İşhanı Kat: 3 No: 9 Meram \ KONYA
E-posta: konya[a]mazlumder.org | Telefon: 0 332 353 36 37 | Faks: 0 332 353 36 37

Ziyaretçi Sayımız : 2717643

beyaz.net, bilisim, network, web uygulamalari